Birinci dünya savaşı sonrasında insanların birbirlerine neler yapabildiklerini,ne kadar vahşileşebildiklerini gören bir grup aydın ,savaş tarafından gebe bırakılır.Babadan alınan nefret ,ana rahminde bir karşı çıkışa dönüşür.Teknolojiye karşı çıkış,dine karşı çıkış,sanata karşı çıkış,burjuvaziye ve burjuvazinin getirdiği her şeye karşı çıkış ...Ama en çok da savaşa ve barbarlığa karşı çıkış...ve 6 kasım 1916 da Zürih'te Cabaret Voltaire adlı bir kafede,aylardır -hatta yıllardır- yaşadıkları yoğun doğum sancıları sonunda ,Tristan Tzara, Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Hugo Ball, Marcel Janco ve Emmy Henningsin doğumu gerçekleştirirler ve ona orada 'Dada' ismini verirler.
Onlar sanatın parayla ilişkisinden,parayla bir ilişkisi olmasından dahi rahatsızdırlar.Sanatın satın alınamaz bir şey olmasını isterler ve bu yüzden Caberet Voltaire de bir araya gelerek ,asla sanat yapma amacı gütmeden,anlık yaratımlarda bulunurlar.An'lar satılamaz,satın alınamaz ve çoğaltılamaz çünkü.Şiirler okurlar, danslar ederler ,şarkılar söylerler,tiyatrolar yaparlar..Kural ve kalıpsızlıkları ,onları kendilerine,kendi gerçeklerine daha çok yaklaştırır.Bu yaklaşma eylemi beraberinde ;doğallığı,kendiliğindenliği,söylenmemiş sözleri,daha önce kullanılmamış bir şiir biçimini ve dilini,kolaj ve fotomontaj gibi teknikleri ve birçok önceden olmamış, cesaret edilememiş hareketi getirir.Dada böylece,o dönemde bahsi geçen 'sanat' kavramından kaçarken ,yine 'sanat'a tutulmuş olur ve tüm 'izm'lerden sıkılmışkan,onların karşısında dururken ,getirdiği yenilikler ve bunlardan etkilenen sanatçılar nedeniyle de,adının sonuna 'izm' ekini alarak,bir sanat akımına dönüşmekten kendini kurtaramaz.
Dada hiçe sayar,Dada karşı çıkar,Dada inkar eder,Dada alay eder.Dada'nın derinlerinde savaşın acısının birebir yaşanmışlığının izleri vardır.Dada bir şeye karşı çıkarken elindeki bardaktaki nedenler neredeyse bardaktan taşacak kadar çoktur ve her bir bardağın içi mutlaka doludur.
1922'lerde 'uyku' haline geçen Dada,dönem dönem dünyanın farklı yerlerinde ortaya çıkar ve bir süre sonra tekrar 'uyku'ya dalar.Dünyanın şu anda ihtiyaç duyduğunu düşündüğüm Dada'nın ,bir yerlerde-ama en çok da ülkemizde -yeniden uyanabilmesi için gerekli gürültüyü yapabilmek umuduyla...
17 Nisan 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Kendini Çalan İki Kadın..Camille Claudel(08.12.1864-19.10.1943)
''Akıl hastahanesi!Evim diyebileceğim bir yere sahip olma hakkım bile yok!Onların keyfine kalmış işim!Bu kadının sömürülmesi ,sanatçının ölesiye ezilmesi...Mahsus kaçırdılar beni,onlara tıkıldığım yerde fikir vereyim diye;yaratıcılıklarının ne kadar sınırlı olupunu biliyorlar çünkü.Kurtların kemirdiği bir lahana gibiyim şimdi,yeni filizlenen her yaprağımı büyük bir oburlukla mideye indiriyorlar...Bilmiyorum,kaç yıl oldu buraya kapatılalaı,ama tüm hayatım boyunca ürettiğim eserlere sahip çıktıktan sonra şimdi de kendilerinin hak ettikleri hapishane hayatını bana yaşatıyorlar...Bütün bunlar Rodin'in şeytani başının altından çıkıyor.Kafasında bir tek düşünce vardı zaten;kendisi öldükten sonra benim sanatçı olarak atılım yapıp onu aşmam;bunu engellemek için de ,yaşarken olduğu gibi ölümünden sonra da ben hep mutsuz kalmalıydım.Her bakımdan başarıya ulaştı işte!Bu...Bu esaretten çok sıkılıyorum...Villeneuve'e hiç dönemeyecek miyim,Paul? Camille Claudel''
Camille! neden öyle arkalarda kaldın?
sakauntala/camille
''Ne resim ne heykel kutsal aşka yönelen bu ruhu avutabiliyor.kutsal aşk çarmıhta kollarını açmış bize.''MİCHELANGELO
Frida Kahlo (06.07.1907 13.07.1954)
"Benim zamanımda otobüsler hiç de güvenilir değildi;henüz yeni kullanıma girmişlerdi ve pek rağbet görüyorlardıTramvaylar boşalmışlardı. Alejandro Gomez Arias'la otobüse bindim..Kısa bir zaman sonra otobüs ile Xochimilo hattının treni çarpıştı.Tuhaf bir çarpışmaydı bu; şiddetli değil, ağır ve yavaştı, herkesi sarstı.Beni daha da çok sarstı..Önce başka bir otobüse binmiştikAma küçük şemsiyemi unuttuğumu görünce, aramak için indik,beni harabe eden otobüse böylece bindik. Kaza bir kavşakta oldu..İnsanın çarpışmanın farkına vardığı, ağladığı doğru değilGözümden bir tek damla yaş akmadı ve demir çubuk kılıcın boğayı delmesi gibi beni deldi geçti."* "Ben sürrealist bir ressam değilim. Asla hayallerimi resimlemedim. Yalnızca kendi gerçeğimi resimledim"* "Başıma gelen en iyi şey acı çekmeye alışmaya başlamam.* "Başlangıç Diego ... Yapıcı Diego ... Çocuğum Diego..Ressam Diego ... Babam Diego ... Oğlum Diego...Sevgilim Diego ... Kocam Diego..Dostum Diego ... Anam Diego..Ben Diego..."Günlüğünden.
RODİN/BALZAC
''eğer gerçek ölecekse,gelecekteki nesiller benim Balzac'ımı parçalarlar.Eğer gerçek ölümsüzse,size şimdiden söylüyorum,heykelim alıp başını gider.''AUGUSTE RODİN
cyrano de bergerac
''...Tazıya tut, tavşana Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana ..Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi.Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?İstemem eksik olsun!.Fakat şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya 'Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,Gören gözü, çınlayan sesi olmak .Ve canı isteyince şapkayı ters giymek, karışanı Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya Kalemine sarılmak ve ancak duya duya Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:Çocuğum! demek, bütün bunları hoş gör yine,Hoş gör bu çiçekleri, hatta bu kuru dalı,Bunlar yabanın değil, kendi bahçenin malı!Varsın, küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.Ara hakkını hatta kendi nefsinden bileVelhasıl bir tufeyli sarmaşık zilletiyle Tırmanma! Varsın boyun olmasın söğüt kadar,Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?Kavaklar sıra sıra dikilse de karşınaBoy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!...''
çingeneler zamanı
''-adın ne?/-Perhan/-senin adın ne?/-Perhan''
uğur polat
Ali,Ruhi,Levon...
karşılaşma
adam akrep...kadın yelkovan...saat gece 3:15...
aynaya bakan kadın/mehmet aksoy
oldukların mı olamadıkların mı...hangisi sensin?
ousmane sow
"İnsanın emekliliği düşündüğü yaşta gelen bu ünü,Afrika için kullanmak istiyorum.İnsanlar,bu kıtada ne güzel insanlar yaşadığını bilsinler,çocuklar dünyanın onların önünde açık olduğunu öğrensinler diye düşler yaratıyorum."OUSMANE SOW
"Eğer dünya benimle ilgilenirse ,belki Nubalarla da ilgilenir ,kurtarmaya çalışır."OUSMANE SOW
BRANCUSİ/SONSUZ SÜTUN
yerden kopuk...gökyüzünde hareket halinde...gitmek istediğiniz her yere sizi götürebilen, demirden bir uçan halı...
beetlejuice beetlejuice beetlejuice
''lütfen hemen gitmeyin..lütfen..hey çocuklar yapmayın.benzer yönlerimiz var baksanıza aynı mağazadan giyiniyoruz.. ''
''9.908.383.750.000 ''hey !elvis geçiyor.hey kral!galiba sıra bende..evet..sıkılmaya başlamıştım.1,5 saat sonra fotoğraf çektiricem de ..aylardır peşimdeler.bir iç çamaşırı şirketi resimleri için.napıyorsun..dur ..yapma..saçlarımı bozma..kes şunu ..kes...
...bu halimde hiç fena değilmiş''
Shake, shake, shake, Senora, shake your body line...

her seferinde yeniden coşkuya kapılmamı sağlayan tek güç dada...nefes dadadır.dada nefes almaktır..ayağa kalkalım.ya da oturunuz.!!!
YanıtlaSil